Genel
Yorum Yapın

Anlatmak istediğim çok şey var!

Herkese merhabalar. Berilyum ben. “Hakkımda” kısmını tıklamanız halinde, kim olduğum hakkında birazcık daha fazla fikir sahibi olabilirsiniz. Başlıktan da anlaşılacağı gibi ilk yazım hakikaten bu olmalıydı ama mevzuya aşırı hızlı bir giriş yaptığımdan sonraya kaldı. Olsun be gülüm!

Bu yaşımdan sonra kendimi bir maceraya atmak için dalmadım bu mecraya. Okuma yazma öğrendiğim günden bu yana okumaya ayrı yazmaya ayrı hayranlık ve hevesim var. Beni mutlu eden şeylerin başında geliyor bu ikili ve ben de artık “en azından denemek istedim.”

Hepinizin bildiği üzere yazı, milattan önce (takriben) 3200 yılında Sümerler tarafından bulunmuştur ve günümüze gelene dek birçok açıdan büyük değişimlere uğramasına rağmen amacı baki kalmış ve binlerce yıl sonra en güvenilir kaynak olan TDK tarafından “düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi” olarak tasvir edilmiştir.

Sıfırdan bir şeyler icat etmek ya da hiç söylenmemişi söylemek gibi bir iddiam söz konusu değil. Zaten yazılmayan ne kalmış olabilir ki? Maksat kalemim işlesin…

Yirmili yaşlarıma kadar okuduğum ve yazdığım şeylere bakıyorum da, ağırlıklı olarak ailemle alakalı. Ailemle olan savaşım, kendimi ifade edebilme mücadelem, benim de bir birey olduğumu ve bu aile içinde söz sahibi olduğumu ispat etme çabalarımla doluymuş. Yirmi-yirmibeş yaş aralığında tek takıntım (hatta obsesyonum demek daha doğru olur) “aşk” olmuş. Filmlerde anlatılan (mesela The Notebook) aşkları ergen aklımda arayıp durmuş, neyse ki her denemede yol yakınken “bu, o değil” deyip çıkarmışım hayatımdan. Yeri gelmiş babalar gibi acımı da çekmişim ama yılmadan devam etmişim aramaya.

Yirmi beş yaşımdan sonra da bir şey olmuş ve aramayı bırakmışım. Daha çok iş yaşantıma dönmüş, sanırım daha çok para kazanma kaygısıyla kariyere odaklanmışım. Yaptığım şeyi daha iyi nasıl yapabilirim diye düşünüp, kah ağlamış kah gülmüşüm.

Şimdi, bu yaşımda hayata çok farklı bir perspektiften bakarken, yaşadıklarımı ya da yaşamayı arzu ettiklerimi veya yakınımdakilerin yaşanmışlıklarını çok daha net kavrayabiliyor, süzebiliyor, idrak edip kabullenebiliyorum. Adına “büyümek” denilen bu olgunun meyvesini kendimden başka insanlara da tattırmak istediğimden yazıyorum.

Alıntılar olabilir, kopya gibi görünebilir bazı şeyler… Aynı kelimeyi benzer bir cümlede bambaşka bir kişi yazmış olabilirler benden önce. Ama insanlar parmak izleri gibidir. Birbirine benzerler ama çok yakından incelendiğinde birbirinden çok ayrı özellikler taşırlar. O yüzden hafife almayın, başta kendiniz olmak üzere beni/kimseyi.

Uzun sözün kısası, bildiğimi sandığım ne varsa buradan aktarabilmektir niyetim. Bu basit bir makarna sosu tarifi de olabilir, Alışveriş rehberi de. Bir film eleştirisi de olabilir, içimi dökmek için yazdığım günlüğüm de…

Dilerim keyifle okur minicik de olsa bir şeyler yakalarsınız kendinize, herkesi sevgiyle kucaklarım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s