Yazar: @berilyum87

İzle! / The Handmaid’s Tale

Herkese merhaba, Uzun zamandır yazmıyor, okumuyor, yalnızca izliyordum. The Handmaid’s Tale açık ara farkla şimdiye dek izlediğim yabancı diziler içerisinde bir numaraya yükseldi. Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserinden uyarlanan (-ki ben kitabı duymuştum ama okumamıştım) bu dramanın başrollerinde Elizabeth Moss, Yvonne Strahovski, Alexis Bledel, Joseph Fiennes ve Ann Dowd var. Her biri birbirinden başarılı bu kadro, muazzam bir öykü ve kurguyla birleşince soluksuz izleyeceğiniz (Haziran’a dek 2 sezon olarak) bir dizi olmuş. Bunu yalnızca ben değil tüm dünya aynı şekilde yorumlamış olacak ki neredeyse 20 ödülü var (yalnızca iki yılda). Garip bir konusu var lakin izledikçe “olsa, aynen böyle olur, başka ne olacak ki” dedirtiyor. Dizi bugünün ABD’de geçiyor. Daha doğrusu artık Gilead olarak anılacak ve tüm dünya tarafından tanınmaya çalışan yeni bir ülkede… Artan eşcinsellik, özgürlük adı altındaki fütursuz yaşam tarzı, kadınların erkeklerden daha öncelikli ve önde olması, artan okuma-yazma oranları, kariyerin ev hanımlığının önüne geçmiş olması ve her yıl giderek azalan doğum oranları sebebiyle lanetlendiklerine ve dünyanın temizlenmesi gerektiğine inanan bir grup insan savaş ilan ederler ve ABD sınırları içerisinde Beyaz …

Güzel kalpli insanlar olsun etrafımızda!..

Geçen gün bir arkadaşım aradı. Uzun uzun konuştuktan sonra “bomboş bir insansın. İş kendi işin, ister gidersin ister gitmezsin. Çoluğun çocuğun da yok… Bari arada gel de benim kızlarıma teyzelik yap!” dedi. İlk seferinde dikkate almayıp, aslında bomboş bir insan olmadığımı, yoğun bir hayatım olduğunu, bazı günler 24 saatin dahi bana yetmediğinden bahsettim, gülümseyerek. Şaka yapıyor diye düşündüm. Ciddi olduğunu “bomboşsun, çoluk çocuk yok, kafana göre yaşıyorsun, sorumluluğun yok” diye üçüncü kere tekrar ettiğinde anladım. Çocuksuz kadın meyvesiz ağaç derler değil mi? Bir topluluk içine girdiğimde ilk sorulan “çocuk yok mu ya, ne zaman yapacaksın?” Geçen Cumartesi günü yeğenimin 40 mevlütünü okuttuk. Dua başladığında ben mutfakta hazırlıkları tamamlamaya çalışıyordum. Bitip de insan içine çıktığımda beni hayatında ilk defa görmüş olan ve ücreti mukabilinde evimize soktuğumuz hafız kadın bile “yavrum ben sana da dua ettim, duydun mu, Rabbim sana bir evlat versin diye” dedi. Kayınvalidem, halalar, yengeler, komşular… Yeğenimi 10 saniye kucağıma almamla aynı anda konuşmaya başladılar “ay eline ne kadar yakışıyor senin öyle allahım inşallah sana da nasip etsin. Bak hayırlı haberlerini bekliyoruz” vs vs …

Bi’şey yapmalıyız…

23 Nisan’da 4 Suriyeli bir olup 4 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz edip öldürüyorlar! Balıkesir, Burhaniye’de REHBER ÖĞRETMEN yaşları 9-11 olan 2 erkek çocuğa cinsel tacizde bulunuyor! 22 Nisan’da Küçükçekmece’de 5 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismar gerekçesiyle 9 kişi göz altına alınıyor!, Gece saat 01:00 sularında evine dönmeye çalışan 32 yaşındaki kadın, bindiği taksinin şoförü tarafından tecavüze uğruyor! Şişli’de bir parkta uyuşturucu madde verilerek evsiz bir kadına tecavüz ediliyor! Sevgilisinden ayrılmak isteyen genç kız 9 gün boyunca bir eve kapatılıp tecavüz ve darp ediliyor! Marmaris’te tatil için gelen 35yaşındaki turiste darp ve tecavüz ediliyor! Bağcılarda %70 zihinsel engelli olan 44 yaşındaki bir kadına, üstelik kendi evinde, 2 kişi tecavüz ediyor. Apartman dışında sıranın kendilerine gelmesini bekleyen 4 arkadaşı da doğru daireyi bulamadıkları için tecavüzden mahrum kalıyorlar!! Daha yazmamı ister misiniz? * Yazar Azra Kohen sosyal medya hesabından şu yazıyı paylaşmış bu sabah. Der ki, “Küçük bir kuzuyla çiftleşmeye kalkan bir koç hiç görmedim mesela.. Ya da buzağıya musallat olan bir boğa.. Civcivi kovalayan bir horoz ya da kuş yuvasına yavrularla çiftleşmek için gelen erkek …

İzle! / Birkaç dizi ve film önerim var.

Böyle havaları sevmiyorum. Baharı sevmiyorum ben. Sevdiğim tek bahar “Mart’ın sonu bahar!” o kadar. Çünkü böyle havalar beni yoruyor. Ruhumu sıkıştırıyor. Enerjimi emiyor. Sanırım ben güneş ışığıyla çalışıyorum! Böyle havalarda karnım bile acıkmıyor. Tek ihtiyacım olan sıcak bir içecek, bir battaniye ve izlemeye değer film/diziler oluyor. Hava durumuna göre tüm haftasonu da tıpkı bugün gibi geçecekmiş (İstanbul için konuşuyorum). Dolayısıyla benim gibi olanlar için de birkaç önerim var; -İftarlık Gazoz (Netflix): Cem Yılmaz’ın baş rolünü oynadığı film 70’lerin kasaba kültürü içerisinde geçiyor. Feodal sisteme başkaldıran ve adı ‘anarşik’e çıkan ağa oğlu, birbirine sevgiyle bağlı köy ahalisi, Teravih namazını, Dünya Kupası maçını kaçırmamak adına 3 ayrı zamanda kıldıran koca yürekli imam ve tabi ki gazozcu Cibran Kemal ve çırağı Adem… Uzun uzun vaaz dinleyeceğiniz film ne yazık ki mutlu sonla bitmiyor ve hassas olanlarınız, mendillerini de yanına alsınlar! -Nuh, Büyük Tufan (Netflix) : Russel Crowe, Emma Watson, Jennifer Connelly, Anthony Hopkins gibi efsanelerin başrollerini paylaştığı film, adından da anlaşılacağı üzere Hz.Nuh’un büyük tufana karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor. Ben başta görsel efektleri olmak üzere filmi bir bütün …

İzle! / Annemin Yarası

Dün akşam dördüncü kere izlediğim Annemin Yarası filminden bahsetmek istiyorum size. Öncelikle izlemediyseniz muhakkak izlemenizi öneriyorum. Ozan Güven, Meryem Uzerli, Bora Akkaş, Okan Yalabık, Belçim Bilgin ve Sabina Toziya ana kadroda. 92-95 yılları arasında Bosna Hersek-Sırbistan arasında yaşanan korkunç savaşın izlerini üzerinde taşıyan iki ailenin, 18 yaşını doldurduğu için yetimhaneden ayrılan ve ailesini bulmaya çalışan bir çocukla tanışmaları neticesinde kesişen ve karışan hayatlarını anlatıyor. Her izlediğimde aynı etkiyi yaratmayı başaran bir film. Şahsen, çok sevdiğimi belirtmeliyim. (Fimin Fragman ı için tıklayabilirsiniz.) Bu defa izlerken şu iki şeyi düşündüm; 1- bir insanı olduğu gibi kabul etmek; hele de filmi izleyince Ozan Güven’in canlandırdığı karakteri nasıl kabul edebilmiş, nasıl sevebilmiş bu kadın? Ben olsam kabul eder miydim? Ben onun gibi hayat dolu bir kadın olsaydım, sırf aşk uğruna bu tuhaf yaşantıyı kabul eder miydim? Sarhoşken, kusarken, küfür eder ya da birilerine saldırırken bile gözlerine gözlerimin içi gülerek, aşkla bakabilir miydim? Bir insanı hiç değiştirmeye çalışmadan sevebilmek ne muazzam bir güç!.. Üstelik bizim gibi ataerkil bir toplum için ne denli ütopik… 2- ülkeyi korumak uğruna, sırf adı savaş diye, masumların …