Yazar: @berilyum87

Alooo!

En son ne zaman kendi kendinizle yalnız kalıp, kendiniz, kendinizle, kendiniz için bir şey yaptınız? En son ne zaman boş boş duvara bakıp hayal kurdunuz? Ne zaman sessizlik içinde ayaklarınızı uzatıp bir fincan kahve içtiniz? 2 gün önce? Dün akşam? Bu sabah?… Peki ya telefonunuz olmadan??? Sıfır iletişimle?.. Dış dünyadan tamamiyle kopuk vaziyette?? * Öyle teknolojiyi yakından takip edip her yeni çıkana atlayan bir tip değilim çok şükür! 2016’nın Ocak ayından beri aynı telefonu kullanıyorum. Iphone 6S Plus. Emektar telefonumun garantisinin G’si kalmdı zira defalarca tamir ettirdim çeşitli sebeplerle & çeşitli yerlerde. Nihayet hakkın rahmetine kavuştu. ‘Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe’ derken, eşim “yaptırırız ya, çöpe atacak değiliz ya” dedi. Artık yeni telefonu hakettiğim kanısındaydım oysa ki ben… Sonuç: bu sefer ki operasyon biraz zaman alabilirmiş. Yarı çalışır halde 3 gün; 3 de tamir vaadiyle elimden alınmış olan gün sayısı…. Şuan itibariyle 5 gündür boştayım. Yarın akşam kavuşacağız sanıyorum. Elimi ayağımı koyacak yer bulamıyordum en başta. Bağımlısı olmadığımı iddia eden ben, meğersem baya baya esiriymişim. Biz eskiden ne yapıyormuşuz? Nasıl iletişime geçiyormuşuz? …

İçimden geldiği gibi-2

Bazen çok uykusu olmasına rağmen yatak batar ya insana, kendiyle yüzleşir, değişik ayndınlanmalar yaşar, şükreder, dua eder, reddeder ya insan beynindekileri… İçimde kalacağına dışımda kalsın dedim ben de, üşenmedim, yazıyorum işte. Kendimi ne zaman gerçekten seveceğimi bilmek istiyorum artık. Ne zaman aynada gördüğüm kadında kusur aramak ya da gördüğü kusurları yüzüne vurmak yerine onu olduğu gibi kabul edip, öylece sevebileceğim bilmiyorum. Başkalarına bu kadar merhametliyken kendime neden bu kadar acımasızım bilmiyorum. Yazmıyor bunlar benim okuduğum kitaplarda. Ne mutlu bana ki içtiğim bir bardak sudan sonra bile içimden “oh çok şükür” derim. Şükrederim. Ama verdiği nimetlere… Kendimi de bu evrene bahşedilmiş bir nimet olarak görmeyi, çok heyecanlıyken bile sakin kalabilmeyi, hararetle bir şey anlatırken kendimi kaybedip olayı bir Hamlet tiradına dönüştürmeden basit, düz ve net olabilmeyi, daha az verici olabilmeyi… Mesela, “hayır” diyebilmeyi ve bir hayır yüzünden bin gün vicdan azabı çekmemeyi dilerdim. Fiziksel özelliklere imrenme olayını aşalı neyse ki çok zaman oldu. Nasıl olduysa onu başardım da kalanlar? Kimseye bakmadan, kimseyi incelemeden kendim olabilmeyi çok isterdim mesela. Benim karakterimin herhangi bir atomunu parçalamaya kalksanız, çekirdeğe …

Seyahat: Fas/ Kazablanka

Herkese merhaba, Geçen hafta müşteri ziyareti ve birkaç toplantı için 4 günlüğüne gittiğimiz Kazablanka seyahatimizden bahsetmek istiyorum sizlere… Avrupa’nın neredeyse tamamına yakınını tavaf etmiş biri olarak ilk defa bir Afrika ülkesine ayak bastım. Çıtayı kontrolsüzce yükselttiğimden olacak, korkunç bir hayal kırıklığı hissettim. 2003 yılında Casablanca’yı (1942 yapımı, IMDB 8,5) izlediğimde koymuştum aklıma orayı ziyaret etmeyi. Bana göre ‘inanılmaz’ bir şehirdi. Rüya gibi bir okyanus şehri… Türk Hava Yolları’nın direkt uçuşu ile Atatürk Hava Limanı’ndan Muhammed V. Hava Limanı’na indik. İner inmez de korkunç bir pasaport kuyruğuyla karşılaştık. Zaten uçak içerisinde kabin ekibinin dağıtmış olduğu tek sayfalık formları doldurmuştuk. Pasaportla beraber o formu da ilgili kontrol memuruna teslim ettik. Uzun uzun inceleyip geçmemize müsade ettiler. Pasaport kontrol noktasından tam 10 adım ilerideki kapıya doğru yöneldiğimde başka bir memur yeniden pasaportlarımızı istedi. Evirdi, çevirdi, inceledi ve nihayet geçmemize müsade etti. Kapıdan geçip 5 adım attınca mecburi istikamet yürüyen merdivenler… Merdivenin başında başka bir memur dikiliyor. Yeniden pasaport kontrolü…. Alt kata indiğmizde 100 metre kadar yürüdük yeniden bir memur ve yeniden pasaport kontrolü… Seyahatimizdeki ilk ve son boş …

Kadın / Erkek

Biz kadınlar neden böyleyiz? Neden biraz geri duramıyoruz? Neden biraz sakin bir şekilde, bir kenara çekilip kendimizi akışa bırakamıyoruz? -İlişkisini ayakta tutacak diye resmen kontrol manyağına dönüşen bir arkadaşımdan bahsetmek istiyorum; kendisi henüz 30 yaşında ve şehirlerarası, adı konmamış bir ilişkiyi yürütme mücadelesinde. Neredeyse attığı her adımı danışarak ve düşünerek atıyor. Kritik her mesaja yanıt vermeden evvel bana soruyor mesela. Bence zat-ı muhteremle ilişki yaşayan benim!!! TÜ-KEN-DİM!!! -Çocuğun arkadaşlarını da ele geçirmiş, kendisini sevdirmeyi de başarmış hepsine ve dört bir koldan ablukaya almış durumda. -Stalk yapmaktan gözlerine perde inmesine az kaldı. Yapma böyle, bırak dağınık kalsın dedikçe daha da körükleniyor. O sebeple doğru veya yanlış diye hiçbir fikir beyan etmeden yalnızca izlemeye karar verdim. Ama dayanamıyorum da… 🙂 -Bir stratejiler, bir cool havalar, bir detaylı planlamalar…. Sanırsın bir sonraki seçimlerde başbakanlığa aday! Nedir yani? Olacak olan her şekilde oluyor zaten, böyle oyunlara gerek kalmadan üstelik. Anlatamıyorum… Her yeni adımda kendi benliğinden bir tık daha uzaklaşırken, yani kendin olamazken, yani kendi öz benliğini reddederken, adamın seni istemesini beklemek… -Normalde aşırı kıskanç ama ‘kıskançlık özgüvensiz insanların işidir’ …

Sanki biri ‘pause’ tuşuma basmışçasına…

Herkese merhaba, Uzun zamandır yazmıyorum. Ne sır gibi sakladığım günlüğüme ne buraya ne de deliler gibi yayımlama hayali kurduğum romanımın taslağına… Sabah bilgisayarımın başına oturduğum andan itibaren tek yaptığım alışveriş sitelerinde gezinmek, günlük magazin haberlerine bakmak (-ki pek ilgimi çeken bir konu olmadı hiçbir zaman), sonra biraz şeker patlatma oyunu oynayıp birkaç video izleyip akşamı etmek. Kendi işim olmasına rağmen en ufak bir şey bile yaptığımı söylersem, yalan söylemiş olurum. Tek bir mail yazmadan günlerim geçiyor… İçimde sahip olduğum okuma ve yazma aşkı 20 günden fazla bir zamandır beni terketmiş görünüyor. Evde de durum pek farklı sayılmaz; kütüphanemin önündeki sallanan koltuğuma oturup sadece kütüphanemi seyredip hayal kuruyorum. Elimden hiç düşürmediğim kitaplarıma dokunmuyorum bile… Okunmak için sıra bekleyen onlarca eser ve yayım, orada, öylece duruyor. Depresyonda filan değilim. Olmamı gerektirecek bir durum da yok çok şükür. Neden böyleyim bilmiyorum ama zaman kaybı gibi geliyor bu hallerim, engel de olamıyorum. Diyeti bıraktım. Eskisinden daha çok sigara içiyorum ve normal zamanlarda tüketmediğim kadar yemek tüketiyorum. Bu aralar Secret’a sardım yıllar sonra yeniden. Sürekli “olumlu” düşünceler, imgelemeler ve anı …

Ta en başta…

-Ben mi dedim Çırağan’da düğün yap diye Kenan? Kendin direttin illa orası olacak diye. Otel mi tükendi İstanbul’da? +Sus Beril, bak çok sinirliyim, hıncımı senden almayayım! -İyi de… +Sus dedim dimi!? Sus dedi mi susacaksın, yoksa öyle bir laf eder ki, bir daha konuş dese de konuşamazsın alimallah! Hızlandırılmış evlilik sürecine hoş geldin sayın okur! Dalga geçmiyorum. Evlilik teklifinden tam bir hafta sonra mekan arayışına girdik, 2 hafta sonrasında istemeye geldiler ve resmi olarak nişanlandık. Şimdi de 2 ay sonrası için kafasına taktığı o tarihte Çırağan’da yer yok diye bana yükseliyor! Anası göbek bağını Çırağan’a atmış amına koyayım! Ben gelin kişi olarak mekanda diretmiyorum, adam resmen Çırağan’da terör estirdi, istediği tarih dolu diye. Adamlar ‘buyurun, bizden, istediğiniz zaman, istediğiniz salonumuzu seçin’ deseler de gidemeyiz artık! Rezil olduk! +Aç mısın? -Çok değil! +Çok değil ne? Aç mısın? Değil misin? -Açım ama az açım Kenan. Biraz daha yemeden durabilir durumdayım. Karnım kazınmıyor yani. Anladın mı? +Amma uzattın be! Bir yerde bir kahve içelim o zaman. -bak o olur işte.   Maçka’dan Nişantaşı’na çıkarken aklına geldi, az önce …

Oku! / Benden Ne Olur? – Aslı T.Kızmaz

“Markaların durmadan, inanılmaz büyük işler başarmış kadınların hikâyelerini paylaşmalarını anlamıyorum. Onları kendi hayatıma davet etmek istiyorum. Bir rimelin daha çok satılması için verdiğim emeği görseniz, adıma şarkılar yazar, beni “işte kadının gücü” isimli reklam filmlerinize konu edersiniz. Ama varsa yoksa beyin cerrahları, sporcular, bir de şarkıcılar.”

Aslı T. Kızmaz, hayatının bir bölümünü “Benden ne olur?” sorusuyla geçiren gözü kara bir kadının her satırında şaşırtan hikâyesini anlatıyor.

Aşk, eğlence ve çalışma hayatının her adımını aktaran, gelgitlerle bezenmiş bir romanla karşı karşıyasınız. Aslı T. Kızmaz’dan eğlenceli ve muzip ama aynı zamanda ne olacağını asla kestiremeyeceğiniz sürprizli, leziz bir roman…